Ana Sayfa4. SayıÜlkemizin Sebze ve Meyve Sektörü

Ülkemizin Sebze ve Meyve Sektörü

Ülkemizin sebze ve meyve sektörü, iklim koşulları, toprak verimliliği ve yenilikçi tarım uygulamaları ile güçlü bir yapıya sahiptir. Tarımsal üretim ve ihracattan aldığı yüksek pay, ekonomiye sağladığı katkı ve istihdam olanakları ile stratejik önemi bulunan bir sektördür. Özellikle topraksız tarım gibi modern yöntemlerin benimsenmesi ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi, Türkiye’nin sebze ve meyve üretim ve pazarlama kapasitesini daha da artıracaktır.  

Türkiye ve Bölgede Sebze ve Meyve Üretimi

Türkiye’deki toplam 239 milyon dekarlık tarım alanının %15,41 meyve, içecek ve baharat bitkileri ve %2,97’si sebzeler için ayrılırken Batı Akdeniz Bölgesi’nde bu oranlar sırasıyla %20,22 ve %7,52’dir. 2023 yılı verilerine göre Türkiye’de yaş meyve üretimi %2,29 artarak 27,4 milyon tona, sebze üretimi %1 artışla 31,7 milyon tona ulaşmıştır. Türkiye’de meyve üretiminin %12,1’i ve sebze üretiminin %16,7’si Batı Akdeniz Bölgesi illeri tarafından gerçekleştirilmiştir. Bölgede üretilen domates, biber, kabak, elma, kiraz ve üzüm gibi ürünler hem iç pazarda yoğun bir şekilde tüketilmekte hem de ihracatta önemli rol oynamaktadır.

Yaş sebze ve meyve üretiminde son yıllarda meydana gelen artış, yeni teknolojilerin ve verimlilik odaklı tarımsal uygulamaların sonucudur. Dikkat edilirse TR61 Bölgesi’nde sebze için ayrılan tarım alanlarına göre gerçekleştirilen üretim miktarı oransal olarak daha fazladır. Bu durumun ortaya çıkmasında en önemli pay örtü altı tarımın bölgede uzun zamandır uygulanmasıdır. Türkiye’deki 764 bin dekar örtü altı tarım alanının yaklaşık %43’üne sahip olan Batı Akdeniz Bölgesi bu alanda düzey 2 bölgeler arasında ilk sırada yer almaktadır. Yenilikçi ve verim odaklı uygulamalara iklim ve toprak yapısı avantajı eklendiğinde bölgetarımsal üretimde ön plana çıkmaktadır.

- Reklam -
Google search engine

İhracat Performansı

Ülkemizin yaş meyve ve sebze ihracatı, 2023 yılında %18,3 oranında artış göstererek 3,5 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. En çok ihraç edilen ürünler arasında domates, şeftali, mandalina, limon gibi meyve ve sebzeler öne çıkmaktadır. Türkiye’nin başlıca ihracat pazarları ise Rusya, Almanya ve Romanya’dır. Ürünlerin kaliteli olması, hızlı bozulan ürünler olması sebebiyle ülkemizin sahip olduğu coğrafi avantaj ve lojistik imkanlar, Türkiye’yi bu pazarlarda rekabetçi bir konuma getirmektedir. Avrupa ve Orta Doğu gibi bölgelere olan yakınlık, taze ürünlerin hızlı bir şekilde sevk edilmesine olanak tanıyarak Türkiye’nin ihracat hacmini artırmasına yardımcı olmaktadır.

Batı Akdeniz Bölgesi (Antalya, Isparta, Burdur), Türkiye’nin yaş meyve ve sebze ihracatında önemli bir konuma sahiptir. Bölgenin 2023 yılı itibarıyla toplam ihracatı, Türkiye’nin yaş meyve ve sebze ihracatının yaklaşık %24’ünü oluşturmakta, ülke ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır. Antalya, bu üç il arasında özellikle ihracat hacmiyle öne çıkmaktadır; Antalya’dan ihraç edilen ürünlerin başında domates, biber ve salatalık gelmektedir. Antalya, Türkiye genelindeki toplam yaş sebze ve meyve ihracatından %20’ye yakın bir pay almakta ve lider konumda bulunmaktadır. 2023 yılı verilerine göre, Isparta elma üretiminde Türkiye sıralamasında ilk sırada yer almakta ve üretilen elmaların büyük bir kısmı ihraç edilmektedir.

Bölge, coğrafi konumu sayesinde Avrupa, Rusya ve Orta Doğu pazarlarına ulaşımda önemli bir avantaja sahiptir. Rusya, Ukrayna Almanya ve Romanya gibi ülkeler, Batı Akdeniz’den yapılan ihracatta önde gelen pazarlardır. Yukarıda da bahsedildiği gibi Türkiye’deki örtü altı tarım alanlarının çoğunluğuna sahip olan bölgede, özellikle Antalya ilinde yapılan üretim sayesinde dört mevsim boyunca ihracat yapılabilmektedir. Bölgeden yapılan ihracat, seraların modernizasyonu ve topraksız tarım gibi teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte her yıl artış göstermektedir. Bu kapsamda, TR61 Bölgesi ihracat potansiyelini artırarak ve ihracat pazarlarını çeşitlendirerek Türkiye’nin toplam yaş meyve ve sebze ihracatına daha büyük bir katkı sağlamayı hedeflemektedir.

Tarımsal Uygulamalar ve Topraksız Tarım

Topraksız tarım, Türkiye’de son yıllarda hızla gelişen ve yaygınlaşan bir tarımsal yöntemdir. Bu yöntem, özellikle su kullanımını azaltmakta, üretimdeki verimliliği artırmakta ve yıl boyunca kesintisiz üretim olanağı sağlamaktadır. Afyonkarahisar, Şanlıurfa, Eskişehir, Aydın, İzmir ve Kütahya gibi bölgelerde topraksız tarım uygulamaları yaygınlaşmaktadır. Bu yöntem, geleneksel tarıma göre 10 kat daha fazla verimlilik sağlamakta ve iklim koşullarına bağımlılığı azaltmaktadır. 2022 yılı itibarıyla, Türkiye’de topraksız tarım yapılan sera alanları, toplam sera alanlarının %2,7’sini oluşturmaktadır. Bu da Türkiye’de yenilikçi tarım uygulamalarının gelecekte daha da gelişeceğine işaret etmektedir. Batı Akdeniz Bölgesi nezdinde özellikle Antalya’da, topraksız tarım yöntemleriyle üretim yapılan sera alanları artmaktadır. Bu yöntem, su tasarrufu ve yüksek verimlilik sağlaması nedeniyle tercih edilmektedir. 2022 yılı itibarıyla, Antalya’da topraksız tarım yapılan sera alanları, toplam sera alanlarının %5’ini oluşturmaktadır. Topraksız tarım gibi tarımda yeni teknolojilerin ülkeye giriş kapısı niteliğindeki Antalya ili tarımsal Ar-ge merkezleri bakımından da Türkiye’de ilk sıradadır. Toplam 24 Ar-ge merkezinin 11’inin ilde yer alması tesadüf değil yılların getirdiği birikimin sonucudur. Ayrıca son yıllarda Antalya ili başta olmak üzere tarımsal ürün deseninde değişiklikler olmaktadır. Bölgenin beraber anıldığı ürünlerin dışında Batı Akdeniz Kalkınma Ajansının da teşvikleri ile tropikal ve subtropikal ürünler yetiştirilmekte, aspir gibi susuzluğa dayanıklı türlerin yetiştirilmesi yaygınlaştırılmaktadır.

2025 Sektör Öngörüleri

2025 yılına kadar Türkiye’nin sebze ve meyve sektöründe bazı önemli gelişmelerin yaşanması beklenmektedir:

1. Dijital Tarım Teknolojilerinin Yaygınlaşması: Dijital tarım teknolojileri, tarım sektöründe verimliliği artırmak ve kaynakları etkin bir şekilde kullanmak amacıyla hızla yaygınlaşmaktadır. Akıllı tarım uygulamaları, iklim ve toprak koşullarına göre üretim süreçlerinin optimize edilmesine olanak tanımakta, çiftçilerin üretim maliyetlerini düşürmektedir.
2. Topraksız ve Dikey Tarım Yatırımları: Topraksız tarımın yaygınlaşması ile şehir içi tarım projeleri ve dikey tarım yatırımları önem kazanmaktadır. Bu tür tarımsal projeler, özellikle büyük şehirlerde yerel talebin karşılanmasına ve gıda güvenliğinin sağlanmasına katkıda bulunacaktır.
3. Sürdürülebilirlik ve Organik Üretim: Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat ilkeleri doğrultusunda, tarımsal üretim süreçlerinin izlenebilirliği ve çevre dostu olması giderek önem kazanmaktadır. Türkiye, organik tarım ve sürdürülebilir üretim konusunda Avrupa pazarında rekabetçi bir konuma gelmeyi hedeflemektedir. İzlenebilir tarımsal üretim süreçleri, özellikle Avrupa ülkeleri için önemli bir tercih sebebi olacaktır.
4. Yeni Pazarların Keşfi: Türkiye’nin sebze ve meyve ihracatında Asya ve Afrika gibi yeni pazarlara yönelmesi, ihracatın çeşitlenmesine katkı sağlayabilir. Ülkemiz, mevcut ihracat rotalarına ek olarak bu bölgelere açılarak pazar payını artırmayı hedeflemektedir. Bu yeni pazarlar, Ülkemizin rekabet avantajını artırması için büyük bir fırsat sunmaktadır.

Türkiye’nin Sebze ve Meyve Sektöründe Gelecek Beklentileri

Türkiye’nin sebze ve meyve sektörü, hem üretim hem de ihracat açısından güçlü bir büyüme potansiyeline sahiptir. Modern tarım teknolojilerinin kullanımı, sürdürülebilirlik hedefleri ve yeni ihracat pazarlarına açılım, Türkiye’nin bu sektördeki yerini daha da güçlendirecektir. Bu büyüme, yalnızca üreticilere değil aynı zamanda gıda güvenliği, ihracat gelirleri ve istihdam açısından da ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır. Covid-19 salgın hastalığı bize tarım ve gıda sanayisinin en az savunma sanayisi kadar stratejik bir sektör olduğunu göstermiştir. İklim değişikliğinin etkilerinin derinleşmesinin beklendiği gelecekte yaş sebze ve meyve sektörünün mevcut gücünü muhafaza etmesi ve daha rekabetçi olabilmesi için kaynakların daha sürdürülebilir kullanımını sağlayıcı uygulamaların geliştirilmesi ve tarım 4.0 teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması son derece önem ihtiva etmektedir.

Yazar

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz


- Advertisment -
Google search engine

Popüler Makaleler

Son Yorumlar