Dünyada tarımsal hasılada 10 uncu sırada yer alan Türkiye’nin üretimde birçok sorununu herkes dile getirmektedir.
Üretici kanadından bakıldığında sorunları sınıflayacak olursak; girdilerin maliyeti ve kullanımı, zaman zaman ürün fiyatlarının düşüklüğü, verim düşüklüğü ve mücadelede yaşanan problemler olarak sınıflandırabiliriz. Üretici de oluşan sorunların yansımaları olarak da tüketici kanadında yüksek fiyatlar ve pestisit nedenli sağlıksız sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Burada sorunları birçoğumuz kolayca dile getirebilmekte ve birçok oturumda veya medyada bu sorunlar konuşulmaktadır. Ancak ana problemimiz bu sorunlar değil sorunlara yönelik temel neden analizi yapılamaması ve parça parça analizlerle geçici çözümlerle amacına ulaşmayan sübvansiyonlar ve destekler verilmesi ile gereksiz çözüm arayışları söz konudur.
Burada tarımsal üretimde temel neden analizleri ile çözümlere farklı bakış açıları ile yaklaşmadıkça asla çözümün gelmeyeceğini kesindir. Üretici kanadında sorunları çözecek olursak zaten tüketici kanadında sorunlar birlikte çözülmüş olacaktır. Var olan probleme yaklaşım ve çözümlerimi aşağıda sırası ile dile getirecek olursam;
1-Girdi maliyetleri: Biz Türkiye’de çok yüksek fiyatlı gübreler ve ilaçlar kullanıyoruz. Kimyasal hammaddenin çoğu yurt dışı kökenli gelmektedir. Yurt dışından ithal teknolojik gübreler çok daha pahalı iken, Türkiye’de birleştirme yapılır ya da sıvı gübrelere dönüştürülerek elde edilen gübrelerde hem ucuz değil hem de güvenilir olarak kullanılamamaktadır. Fayda maliyet analizleri her dem tartışılan bir konudur.
2- Bitki beslemede ve tek yönlü mineral (makro, mikro kimyasal gübreler kullanılmaktadır.) toprakların verimsizleştirilmesinde en baş rolü oynamaktadır. Bu besleme her yıl daha fazla inorganik gübre kullanılması yanında verim düşüklüğü ve özellikle periyodisite sorunları ortaya çıkmaktadır. Mücadelede de bütünleşmiş mücadele teknik talimatlarına uyulmamaktadır. Bu da her geçen gün daha başka sorunları bir araya getirmekte içinden çıkılmaz bir şekle bürünmektedir. Gereksiz ve ruhsatsız pestisit kullanımının önüne kullanım nedenini analiz edip çözüm getirilmediği için geçilememektedir.
3-Periyodisite sorunu ve verim düşüklükleri nedenli fiyatlar ciddi dalgalanmaktadır. Bir yıl çok, bir yıl az ürünle karşılaşılmakta bu da üretim, tüketim dengesini bozmaktadır. Üretici çok yılında fiyattan şikayetçi az yılında da tüketici şikayetçi olmaktadır.
4-Su sorunu: Su sorunu başlı başına bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı yerlerde çözülemeyecek kadar büyük, bazı yerlerde de örneğin Antalya gibi biriktirilebildiği kadar biriktirilip sulamada sıkıntı yaşayan yerlerde bu sorun yoktur. Antalya bölgesi gibi verimli yerlerde biriken suyun denize dökülmesi yerine başka anlayışlarla kazanabileceğimiz sular var o yüzden bu konuyu uzmanlarına bırakıyorum.
Sonuç olarak bu yapısal problemlerin en altında yer alan en büyük nedene bakacak olursak disiplinler arası iletişim olmayışı ve kamu kuruluşlarının etkin entegrasyonda olmayışı yatmaktadır.
Burada disiplinlerden kastım, başta ziraat fakültelerinde çok ciddi inovasyon eksiklikleriyle kimya, biyoloji, biyokimya, moleküler biyoloji ve genetik dallarının birbirleri ile tarımsal gidiler (gübre ve ilaçlar) konusunda hiçbir entegrasyon ve iş birliğinin olmaması ve bu işin neredeyse tamamı ile özel sektör inovasyonlarına bırakılması bu nedenle de gelişimin çok sınırlı olması söz konusudur.
İşte tüm bu sorunların çözümü için önerilerimi belirtmek isterim;
EĞİTİMDE İNOVASYON:
Çok acilen üniversitelerde fen fakültelerinde tarımsal girdiler inovasyon ve entegrasyon birimi kurulmalıdır. Ve burada önce var olan girdilere muadil kimyasallar yapılmalı sonra da daha iyi inovasyonlar teşvik edilmelidir. Üniversitelere bu konuda görev getirilmelidir. Gerekirse bu birimler ODTÜ gibi teknik ve üst düzey eğitim verilen üniversitelerde yapılmalı ve buna tüm Türkiye üniversiteleri entegre edilmelidir.
KAMU KURULUŞLARI VE GÖREV SORUMLULUKLARI:
Tarımsal üretim yapılan her yerin belediyelerinde atık dönüşüm üniteleri kurulmalıdır. Her ilçe belediyesine bütçe sağlanıp atıklardan kompost üretimi zorunlu hale getirilmelidir.
– Tarımsal üretim yapılan her belediyenin gerek halka sübvansiyonla yaptıracağı ya da kendi yapacağı hayvancılık tesisleri kurulmalı. Et ve süt üretimi bu yönle istenirse halka destekle, istenmiyorsa bizzat belediyenin kendi bünyesinde oluşturacağı tesis şeklindeki oluşumları ile yapılmalıdır. Burada hayvansal üretim yapılırken hayvanlardan çıkan atıklar ayrıştırılıp değerli organik gübre olarak üretilmelidir. Bu sayede elde edilen organik gübreler üreticiye çiftçi kayıt sistemlerinin karşılığında bedelsiz olarak sağlanmalıdır.
– Şu anda ciddi sorumluluk üstelenen bayiler, yarı kamu kuruluşu statüsüne çevrilmelidir. (Tarım kredi kooperatifleri şekli geliştirilmelidir.) Ve bu bayiler aracılığı ile tarımsal danışmanlık ve ilaç gübreler üretime sağlanmalıdır. Bayilerin ticari kaygıları olmadan bu görevi ifa etmeleri sağlanmalıdır. Burada devletin kontrolünde sağlanan girdiler denetlenerek bu bayilerde yer almalıdır.

Bayiler ilgili bulundukları ilçedeki tüm bitki örtüşüme hâkim olarak yapılandırılmalı ve burada ki bitkilerle ilgili tüm gelişim değişimlere hakim olacak şekilde eğitilmiş ve sorumluluk alabilecek şekilde ilerlenmelidir.
Öncelikle fayda maliyet analizinde en iyi ürünler kullanılmalı, sonraki aşamada tüm bu ürünlerin her şehirde üretim fabrikaları kurulmalı ve görev sorumlulukları şehir belediyelerine, gelişim inovasyon ve insan kaynakları kısımlarda üniversiteler üstü birime verilmelidir.
Bu sayede tüm girdiler ve denetim kamu kontrolüne geçmiş olacak hem kalite hem fiyatlandırma da sağlanmış olacak.
Sonraki konu ise bitki beslemede bütünleşmiş teknik mücadele yanında, bütünleşmiş teknik besleme olarak hayata geçip uygulanacaktır. İşte o zaman beslemede de korumada da teknik ve bilinçli güvenli yaklaşımlar ortaya çıkacaktır bununla beraber toprak rehabilitasyonu sağlanacaktır.
Bu sayede çiftçi sürdürülebilir tarım uygulamalarına geçirilmiş olacaktır. Bu entegre organomineral, mikrobiyal besleme diyeceğimiz bir entegre besleme ile güvenli girdileri doğru zamanda kullanarak doğru çıktıyı elde edecektir.
Pazar da fiyat oluşumu ve ürün planlama:
Detayda bahsedince daha kolay anlaşılacak bu uygulamalardan sonra verim kayıpları azalacak, periyodisite azaltılacaktır. Buna iyi bir planlama ile doğru yere doğru ekim planlaması da yaptırılınca bu sorun iyice azalacaktır. Örneğin mayer limon yerine başka bir ürün aşılattırmak ve araya dikimlerle, ağaçlar bile çok kayıp olmadan başka bahçelere dönüştürülebilir. Tarla domatesi, patatesi, soğanı planlaması çok kolay yapılabilecek ürünlerdir.
Bu planlamalara rağmen yine fazla bir arz var ise bunları da tarıma dayalı sanayide gelecek sene için paketlemek ve ihraç ürünleri oluşturmak çok mümkün. Meyvelerde kuru ürünler, meyvelere protein eklenerek yüksek proteinli gıdalar oluşturulabilir.
Tüm bu süreçlere sahada bizzat tanıklık etmiş, tarım ekonomisini, kamu otoritesinin sorumluluklarını, bayilerin faaliyetlerini ve çiftçilerin davranışlarını yakından bilen biri olarak, bu önerilerin uygulanabilirliğinden eminim. Uygulanabilirliğini ve detaylarını sayfalarca açıklayarak somut örneklerle destekleyebilirim.









