Dünya tarım ekonomileri arasında onuncu sırada bulunan Türkiye yaklaşık 50 milyar dolarlık yıllık üretim kapasitesiyle dünya tarım sektörünü etkileyebilecek güçtedir. Birçok alanda olduğu gibi Türkiye tarım sektöründe de küresel bir oyuncun konumundadır.
Biyolojik çeşitlilik, zengin iklim ve coğrafi koşullar, tarıma dayalı sanayinin varlığı ve dünyada 50 civarında ürünün üretiminde ilk on sırada yer alması ile Türkiye önemli tarım ülkeleri arasında adından söz ettirmektedir.
Türkiye’nin son yirmi yılda tarıma yaptığı yatırımlarla altyapısını geliştirmesi ile gelinen yeni eşikte yerli tarıma önemli fırsatlar sunmaktadır. Coğrafi konumu, lojistik alanında kara – deniz – hava gibi ulaşımda da öncü olması gereği dünyanın en büyük talep merkezlerindendir.
Dış piyasalarda salgın döneminde Türk tarımına olan ürün talebi artarken tüketici farkındalığı gelişmekte ve genç nüfus potansiyeli Türkiye için fırsatlara işaret etmektedir. Tarım alanlarının genişletilmesi, tarıma verilen hibe ve destek programları tarımın gelişimine büyük katkılar sunmaktadır.
Dünya ekonomik bir buhrandan geçmektedir. Ülkemizde bu sıkıntılı süreci hissetmekle birlikte, yansımasını en alt düzeyde yaşamak için çaba sarf etmektedir. Enerji fiyatlarının yükselmesi, tedarik zincirlerindeki bozulma ve iklim değişikliği nedenleriyle gıda fiyatlarında istikrarsızlık gözlenmektedir. Küresel gıda enflasyonu son otuz yılın zirvesine yaklaşırken Rusya-Ukrayna savaşı dış ticareti ve tedariki zorlaştırmaktadır. 2020’nin başlarından itibaren yüzde 60’tan fazla artış gösteren küresel gıda fiyatları sebze, tahıl ve şeker gibi ürünlerin fiyatlarını yukarıya taşımaktadır.
Tarım sektörü geçmişten günümüze ülkelerin gündeminde önemli bir yere sahiptir. Türkiye de bu alandaki eğilimlerden istisna değildir. Dünya tarım ekonomileri arasında üst sırada bulunan Türkiye, küresel pazarda varlığını güçlendirmek için tarım sektöründeki paydaşları ile sürekli tarımın geleceğini şekillendirecek yeni adımlara imza atmaktadır.









